HTC'nin yeni amiral gemisi HTC M8

HTC One'ın varisi olarak Tayvanlı teknolojinin devinin yeni amiral gemisi olması beklenen HTC  M8'e dair yepyeni ayrıntılar medyaya sızdı. Ancak şu ana kadar cihazla ilgili bildiğimiz her şey sadece söylenti düzeyinde. 
Teknoloji dünyasında bu tarz sızıntı haberlerle ün yapan @evleaks Twitter hesabından paylaşılan bilgilere göre HTC'nin yeni telefonu Snapdragon-800 işlemci (MSM8974) ve 2 GB sistem RAM'ine sahip olacak. Cihazın artık bu seviye telefonlar için bir minimum standart haline gelen 5 inçlik Full HD ekranla piyasaya çıkacağı iddia edilirken; arka yüz kamerasında bizzat HTC tarafından geliştirilen UltraPiksel teknolojisine yer verilmesi kimseyi şaşırtmayacak. Sızan bilgilerde arka kameranın kaç megapiksel çözünürlükte olacağına dair bir bilgi bulunmasa da HTC M8'in ön yüz kamerasının 2.1 megapiksel çözünürlüğünde olabileceği söyleniyor. Yine aynı kaynağın haberine göre cihazınAndroid KitKat işletim sistemi ve HTC'nin kendi kullanıcı arayüzünün yeni versiyonu olan Sense 6.0'la piyasaya çıkması bekleniyor. 

Görüldüğü gibi aslında teknik özelliklere bakınca, eğer bu verilerin doğru olduğunu varsayarsak, ortada öyle büyük bir sürpriz görünmüyor. HTC'nin yeni altın çocuğu da genel olarak piyasadaki üst düzey telefonların zaten sahip olduğu standart özelliklerle piyasaya çıkacakmış gibi duruyor. Daha önce de HTC M8'le ilgili benzer haberler çıkmış, ancak buradakilerdne farklı olarak cihazın sistem RAM'inin 3 GB olacağı iddia edilmişti. 
Devamını oku

Mark Zuckergberg'e 12 Yaşında Bir Rakip Geldi!


Facebook, yıllar önce hayatımıza giren bir sosyal paylaşım ağı. Girdiği gibi kalmayan, sürekli büyüyen ve gelişen Facebook'a zaman zaman yeni rakipler geliyor ancak geçtiğimiz saatlerde ortaya çıkan, 1 Ocak itibariyle yayına giren yeni bir sosyal medya aracının sahibi 12 yaşında Yunan bir çocuk oldu.

Google'ın da takip ettiği 12 yaşındaki dahi çocuk Nikos Adam'ın kurduğu paylaşım sitesi, Facebook gibi birbirini tanıyan insanların bir zincir şeklinde arkadaş olmalarını sağlıyor.
Devamını oku

Samsung Metal Kasa Çıkarıyor.



Güney Koreli teknoloji devi Samsung, 2014 yılında en çok eleştirildiği konulardan biri olan plastik kasa meselesine el atacak ve HTC One'ın aluminyum kasasına özenen müşterilerine hitap eden bir telefon çıkaracak. Kore'de yayın yapan ETNews'in haberine göre, şirket 2014 yılında çıkaracağı yeni amiral gemisi modeli Galaxy S5'in yanısıra Galaxy F adında metal kasaya sahip bir cihaz da çıkaracak. 
samsung logo
© techhive
Kore medyasından yayılan bu haber daha önce medyada çıkan ve Samsung'un Vietnam'da metal kasa üretmek için yeni bir fabrika kurduğuna dair haberlerle de örtüşüyor. Ayrıca şirketin SM-G900F model numarasıyla, metal kasalı yeni bir üst düzey serinin üretimine başlayacağına dair haberler de medyada çıkmıştı. 
Sonuç itibarıyla Galaxy F'in söz konusu serinin ilk telefonu olma ihtimali yüksek. Ancak Samsung'un kaliteli dış görünüm ve metal kasa gibi üst düzey özellikleri cihazın teknik özelliklerine de yansıtıp yansıtmayacağı henüz bilinmiyor. Galaxy F'in metal kasanın yanısıra QHD 2K ekran ve 2,560 x 1,600 piksel gibi baş döndürücü ekran özellikleriyle geleceğine dair söylentiler bulunsa da, tüm bunların gerçek olup olmayacağını zaman gösterecek. 
Devamını oku

Samsung Galaxy Note 4

ABD'nin patent ve marka ofisine yeni bir mobil cihaz tasarımı patentlemek için başvuran Samsung'un ilgi çekici telefon dizaynı 2013'ün son gününde resmen yayımlandı. Aynı çizgilere sahip iki farklı cihaz tipini kapsayan patent, firmanın bu sene piyasaya sürmesi muhtemel esnek ekranlı ikinci çözümü ve sonraki Galaxy Note akıllı telefonuna dair önemli detaylar taşıyor olabilir.

Cihazın iki yanına kadar uzayan kavisli yapıda bir ekran bölmesine sahip ilk tasarım, bu özelliği dışında iki tasarımla neredeyse tamamen aynı. Galaxy Note 4'ün muhtemel kasa dizaynları arasında gösterilen çizimlerdeki S Pen yuvası da bu öngörüleri doğruluyor. Ön yüzünde herhangi bir fiziksel veya kapasitif düğme bulunmayan kasanın önceki Samsung telefonlarının aksine yuvarlak hatlara sahip olması 2014'te Galaxy ürün portföyünün daha farklı tasarımlarla piyasaya sürülme ihtimalini artırıyor.

Henüz birkaç ay önce satışa çıkmış Galaxy Note 3'ün halefi hakkında şimdilik kesin verilerden bahsetmek güç. Ancak QHD (2560 x 1440 piksel) çözünürlüklü OLED ekran, 64-bit destekli Exynos 6 veya Samsung'un kendi işlemci mimarisinden gücünü alan Exynos S yonga ve 4 GB LPDDR4 sistem belleğini bünyesinde barındırması beklenen tablet telefonun önceki modellerde olduğu gibi yine yılın son çeyreğinde çıkış yapacağını söylemek mümkün.
Devamını oku

2014'de Bizi Nasıl Yenilikler Bekliyor?

2013 akıllı telefonlar ve özellikle Android için harika bir yıldı. En sevdiğimiz işletim sistemi büyüdü, daha fazla hizmet ve uygulama ile bizi daha da mutlu etti. 2013 yılında daha büyük ve kaliteli ekranlar, yüksek çözünürlükte kameralar ve çok etkileyici donanımsal özellikler hayatımıza girdi. Aynı zamanda ilk 3 GB RAM sahibi akıllı telefon ve ilk 64-bit işlemcili akıllı telefon ile tanıştık. Peki böyle iyi bir yılın ardından 2014 yılında bizi neler bekliyor?
android ausblick
Bakalım 2014 Android'e neler getirecek? © gmark1/flickr.com, AndroidPIT

Giyilebilir cihazlar

Bu kategoride kesinlikle yılın en heyecan veren cihazı Google Glass olacak. Tam olarak Google’ın piyasaya ne getireceğini ya da fiyatının uygun olup olmayacağını bilmesek de cihazın arkasındaki düşünce bile bizi heyecanlandırmaya yetiyor. Eğer cihaz tutar ve yayılırsa Android dünyasında ve giyilebilir cihazlar konusunda tüm bildiklerimizi yeniden yazılabilir. Kısacası 2014 giyilebilir cihazların yani akıllı gözlükler, bileklikler ve akıllı saatlerin yılı olacak.
Google Glass 9
Google Glass giyilebilir cihazlar konusunda bayrağı taşıyor.  © AndroidPIT

Daha yüksek ekran çözünürlüğü

2014’ün başka bir heyecan veren yanı ise çılgınca yüksek pikselli ekranlar ile tanışıyor olacak olmamız. Öyle ki her inçe 500 piksel gibi rakamlar konuşuluyor ve biz de bu arada yeni çıkacak markaların amiral gemilerinde 2K çözünürlük ile tanışmayı bekliyoruz. Şimdilik aslında Samsung’un 2015 yılında 4K çözünürlüğe geçmeyi planladığından çok bahsetmeye gerek bile yok. Bunların hepsi 4GB RAM sahip Android telefonlarda olacak ki bizde 2014 yılında bunları göreceğiz.

Kameralardaki önemli yenilikler

Akıllı telefonlar her geçen gün hızla dijital kameraların yerini almakta. Bu durum 2014 yılında Android kameralarında daha ileri gitmesi ve gelişmesi için tetikleyici nedenlerin başında. 2013 yılında akıllı telefonların sunumu ve pazarlanmasında kamera faktörünün ne kadar önemli olduğunu gördük. Artık üreticiler sadece megapiksel sayıları vererek işin içinden çıkamıyorlar çünkü tüketiciler sensor bilgisi odaklanma boyutu gibi teknik bilgileri de öğrenmek istiyor. RAW dosyalarını destekleyen, HDR ön görünümüne sahip, çift LED flashlı ve optik görüntü sabitleyiciye sahip modeller 2014 yılında sıkça karşımıza çıkacaklar.
Moto x camera funcoes
Daha gerçek görüntüler / © AndroidPIT

64-bit işlemciler

Yeni iPhone ile Apple 64-bit işlemcilere giden yolda ilk adımı attı. Hemen ardından Samsung da 2014 yılında 64-bit işlemci kullandığı bir cihaz çıkaracağını ve hatta Qualcomm’un yanında kendi 64-bit işlemcisini de üretmeye başlayacağını duyurdu. 4 GB RAM ve 64-bit işlemci kombinasyonu 2014 yılının büyük teknoloji olaylarından olacağı benziyor tabii eğer gerçekleşirse.
iphone 64bit lead
64-bit işlemci ve 4GB RAM kombinasyonu.Rüya gibi... © Engadget

Parmak izi tarayıcıları ve fazlası

2013 yılında tarayıcı sensorlarından iki örnek gördük: Apple’ın iPhone 5S için kullandığı TouchID sensoru ve HTC One Max’ta kullanılan biometrik tarayıcı. 2014 yılında tabletlerde ve akıllı telefonlarda bu tip tarayıcıları daha çok göreceğiz fakat yine de iris tarayıcısı gibi teknolojilerden henüz bahsetmek çok mümkün değil.
iphone htc one max
Apple ve HTC dışında cihazlarda da tarayıcılar ile karşılacağız. © Apple, HTC/AndroidPIT

Kablosuz şarjlar

2014 yılında kullanımının artmasını umduğumuz ve istediğimiz bir başka teknoloji de kablosuz şarjların artması. Bunun ilk belirtilerini Nexus, Nokia Lumia ve Samsung Galaxy S4 gibi cihazlarda görmeye başladık. Beklentimiz üreticilerin bizi kablo sıkıntısından kurtaracağı ve bu tip şarj cihazlarını daha yaygın hale getirme yoluna gidecekleri doğrultusunda.
NexusWirelessCharger
Kablosuz şarjlar hayatımız için büyük rahatlık. © Google

Yeni amiral gemileri

Son olarak 2014 yılında Galaxy S5, Galaxy Note 4, Nexus 5 (2014), HTC One 2, yeni bir Xperia, LG G3, Galaxy Note Pro, yeni Nexus 10 gibi ufkumuzu genişletecek cihazlarla tanışacağız. Kısacası 2014 yeni akıllı telefonlar ve tabletler tarafından bir hayli mutlu edileceğimiz bir yıl olacak. Bir diğer iyi yan ise geçtiğimiz senenin cihazlarının da fiyatları düştükçe daha çok insan kaliteli ve teknolojik cihazlara sahip olacak.

Daha kaliteli düşük maliyetli cihazlar

Moto G Nexus 4 comparacao
2014 yılında daha düşük maliyete daha kaliteli cihazlar ile karşılaşmayı umuyoruz.
2014 ile beraber daha kaliteli düşük maliyette cihazlar hayatımıza girecek ki zaten üreticiler bu tipte üretim yapmaları için gereken cesareti kullanıcılardan fazlasıyla aldılar. Bunun en açık örneği ise LG G2 ya da Xperia Z1’in neredeyse dörtte biri fiyatına gelen Moto G! Bu duruma bir de Çin’den gelen nispeten kaliteli ve çok ucuz fiyatlı cihazlar da eklenince işler bir hayli ilginç bir hal almaya başlayacak. Bunun yanında Android KitKat’ın yaygınlaşması ve bir sonra çıkacak güncelleme de 2014 yılının büyük olaylarından olacak.

Devamını oku

Piri Reis Kimdir ? Hayatı ?

Karamanlı bir ailenin çocuğu olan Ahmet Muhyiddin Pîrî'nin ailesi IIç Mehmed devrinde padişahın emri ile Karaman'dan İstanbul'a göç ettirilen ailelerdendir. Aile bir süre İstanbul'da yaşamış, sonra Gelibolu'ya göç etmiştir. Pîrî Reis'in babası Karamanlı Hacı Mehmet, amcası ise ünlü denizci Kemal Reis'tir.
Pîrî denizciliğe amcası Kemal Reis'in yanında başladı; 1487-1493 yılları arasında birlikte Akdeniz'de korsanlık yaptılar; Sicilya, Korsika, Sardunya ve Fransa kıyılarına yapılan akınlara katıldılar. 1486'da Endülüs'te Müslümanların hakimiyetindeki son şehir olan Gırnata'da katliama uğrayan Müslümanlar Osmanlı Devleti'nden yardım isteyince o yıllarda deniz aşırı sefere çıkacak donanması bulunmayan Osmanlı Devleti, Kemal Reis'i Osmanlı Bayrağı altında İspanya'ya gönderdi. Bu sefere katılan Pîrî Reis, amcası ile birlikte müslümanları İspanya'dan Kuzey Afrika'ya taşıdı.
Venedik üzerine sefer hazırlığına girişen II. Beyazid'in Akdeniz'de korsanlık yapan denizcileri Osmanlı donanmasına katılmaya çağırması üzerine 1494'te amcası ile birlikte İstanbul'da padişahın huzuruna çıktı ve birlikte donanmanın resmi hizmetine girdiler.
Pîrî Reis, Osmanlı Donanması'nın Venedik Donanması'na karşı sağlamaya çalıştığı deniz kontrolü mücadelesinde Osmanlı donanmasında gemi komutanı olarak yer aldı, böylece ilk kez savaş kaptanı oldu. Yaptığı başarılı savaşların sonucunda Venedikliler barış istediler ve iki devlet arasında bir barış anlaşması yapıldı. Pîrî Reis, 1495-1510 yıllarında İnebahtı, Moton, Koron, Navarin, Midilli, Rodos gibi deniz seferlerinde görev aldı. Akdeniz'de yaptığı seyirler sırasında gördüğü yerleri ve yaşadığı olayları, daha sonra Kitab-ı Bahriye adıyla dünya denizciliğinin de ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyacak olan kitabının taslağı olarak kaydetti.


Pîrî Reis'in Kitab-ı Bahriye'sinde Rodos adası
Pîrî Reis, 1511'de amcasının bir deniz kazasında ölümünden sonra Gelibolu'ya yerleşti. Barbaros Kardeşler'in idaresi altındaki donanmada halaoğlu Muhiddin Reis ile Akdeniz'de bazı seferlere çıktıysa da daha çok Gelibolu'da kalıp haritaları ve kitabı üzerinde çalıştı. Bu haritalardan ve kendi gözlemlerinden yararlanarak 1513 tarihli ilk dünya haritasını çizdi. Atlas Okyanusu, İber Yarımadası, Afrika'nın batısı ile yeni dünya Amerika'nın doğu kıyılarını kapsayan üçte birlik parça, bu haritanın günümüzde elde bulunan bölümüdür. Bu haritayı dünya ölçeğinde önemli kılan, günümüze kalmamış olan[kaynak belirtilmeli], Kristof Kolomb'un Amerika haritasındaki bilgileri içeriyor olması rivayetidir.
Barbaros Kardeşler, 1515 yılında dünyanın en büyük deniz güçlerinden birisini oluşturmuş ve Kuzey Afrika'da fetihler yapmışlardı. Pîrî Reis, Oruç Reis'in kaptanlarından birisi olarak hediye sunmak üzere yardımını bekledikleri Yavuz Sultan Selim'e gönderildiğinde Yavuz'un yardım olarak verdiği iki savaş gemisi ile geri döndü. Pîrî Reis, 1516-1517 yıllarında İstanbul'a geldiğinde tekrar Osmanlı donanmasının hizmetine girdi; Derya Beyi (Deniz Albayı) rütbesini aldı ve Mısır seferine gemi komutanı olarak katıldı. Donanmanın bir kısmı ile Kahire'ye geçip Nil ırmağını çizme fırsatı buldu.
Pîrî Reis, İskenderiye'nin ele geçirilmesinde gösterdiği başarılar ile padişahın övgüsünü kazandı ve sefer sırasında haritasını padişaha sundu. Günümüzde bu haritanın bir parçası mevcuttur, diğer parçası kayıptır. Bazı tarihçilere göre, Osmanlı padişahı dünya haritasına bakmış ve "Dünya ne kadar küçük..." demiştir. Sonra da, haritayı ikiye bölmüş ve "biz doğu tarafını elimizde tutacağız.." demiştir.. Padişah, daha sonra 1929'da bulunacak olan diğer yarıyı atmıştır. Bazı kaynaklarca, günümüzde bulunamamış olan doğu yarısını, Hint Okyanusu'nun ve onun Baharat yolunun kontrolünü ele geçirmek için Padişahın yapacağı olası bir sefer için kullanmak istediği bile iddia edilmektedir.
Pîrî Reis seferden sonra, tuttuğu notlardan Bahriye için bir kitap yapmak amacıyla Gelibolu'ya döndü. Derlediği denizcilik notlarını bir Denizcilik Kitabı (Seyir Kılavuzu) olan Kitab-ı Bahriye'de bir araya getirdi.
Kanuni Sultan Süleyman'ın dönemi, büyük fetihler dönemiydi. Pîrî Reis, 1523'deki Rodos seferi sırasında da Osmanlı Donanması'na katıldı. 1524'de Mısır seyrinde kılavuzluğunu yaptığı sadrazam Pargalı Damat İbrahim Paşa'nın takdiri ve desteğini kazanınca, 1525'da gözden geçirdiği Kitab-ı Bahriye'sini İbrahim Paşa aracılığıyla Kanuni'ye sundu.
Pîrî Reis'in 1526'ya kadar olan yaşamı Kitab-ı Bahriye'den izlenebilir. Pîrî Reis, 1528'de, ilkinden daha içerikli ikinci dünya haritasını çizdi.
1533 yılında Barbaros Hayrettin Paşa kaptan-ı derya olunca Pîrî Reis de Derya Sancak Beyi (Tümamiral) ünvanı alan Pîrî Reis, sonraki yıllarda, güney sularında devlet için çalıştı. Barbaros'un 1546'da ölümünün ardından Mısır Kaptanlığı (Hint Denizleri Kaptanlığı da denilirdi) yaptı, Umman Denizi, Kızıl Deniz ve Basra Körfezi'ndeki deniz görevlerinde yaşlandı. Osmanlı donanmasında yaptığı son görev idamıyla sonuçlanan Mısır Kaptanlığı oldu.
Devamını oku

Yüzey Gerilim Nedir?

Yüzey gerilimi, fizikokimyada bir sıvının yüzey katmanının esnek bir tabakaya benzer özellikler göstermesinden kaynaklanan etkiye verilen addır. Bu etki bazı böceklerin su üzerinde yürümesine olanak verir. Bir gazla bir sıvının ya da birbirleriyle karışmayan iki sıvının temas yüzeyleri gerilmiş esnek bir zara benzer. Bu gerilim likidin serbest yüzüne ait ise buna yüzey gerilimi; iki sıvının sınır yüzeyine ait ise arayüzey gerilimi (yüzeylerarası gerilim) adını alır.
Bu olay kinetik teori yardımıyla açıklanır. Sıvı içerisindeki bir molekül kendini çevreleyen öteki moleküllerin etkisine uğramış olduğundan simetri nedeniyle bu kuvvetlerin bileşkesi sıfırdır. Bunun sonucu olarak molekül hiçbir kuvvetin etkisinde değildir. Ama sıvının yüzündeki bir molekül ele alınırsa, buhar fazdaki birim hacme düşen molekül sayısı, sıvı fazdakinden çok daha az olduğundan sıvı yüzeyinde denkleşmemiş kuvvet alanları bulunur ve molekül sıvının içerisine doğru çekilir ve sıvının yüzü gergin bir zar biçimini alır. Yüzey geriliminin etkisi altındaki sıvı yüzeyi, sıvının öteki kısımlarından farklı özellikler taşır.
Bilimsel tanımla; sıvı yüzeyinde birim uzunluğu gergin tutan kuvvete yüzey gerilimi denir. Birimi dyne/cm'dir. Dar tüplerde gözlenen sıvı yükselme ve alçalması olan kapilarite olayının nedeni de yüzey gerilimidir.

Yüzey Gerilimi ve Hayat



Dere kenarında dolaşırken, su üzerinde yürüyen böcekleri gördünüz mü? Denizde ellerinizi suya geniş bir yüzey hâlinde vurduğunuzda, canınızın yandığını hissettiniz mi? Peki, bunların sebebini hiç düşündünüz mü?

Yukarıda iki misâlini verdiğimiz hâdiseler "yüzey gerilim" ile alâkalıdır. Bu durum, farklı iki yüzey arasında genişleme yönüne zıt istikamette oluşan, birim uzunluk başına düşen kuvvet olarak tarif edilir. Farklı iki sıvı tabakası arasında oluşabildiği gibi sıvı-gaz ve katı-sıvı tabakaları arasında da meydana gelebilir. Meselâ bir sıvının yüzey gerilim kuvveti, sıvı ile gaz moleküllerinin birbirine temas ettiği ara bölgede oluşur. Sıvı yüzeyinde oluşan bu kuvvetin kaynağı, sıvı moleküllerini bir arada tutan moleküller arasındaki çekim kuvvetleridir. Sıvının içerisindeki her bir molekül, komşu moleküllerce eşit, fakat zıt yönlerde çekildikleri için, bu moleküllerin üzerlerine tesir eden toplam kuvvet sıfır olur. Ancak yüzeydeki sıvı moleküllerinin sadece bir tarafı diğer sıvı molekülleriyle çevrili olduğu için, bunlar içeriye doğru net bir kuvvetle çekilirler (Şekil–1). Böylece sıvının yüzeyinde şişirilmiş bir balondakine benzer bir yüzey gerilimi oluşur.

Şekil–1: Yüzeydeki ve sıvının içerisindeki moleküller arasındaki çekim kuvveti Bir kap içerisindeki durgun suya dikkatlice baktığımızda, suyun yüzeyi sanki ince bir film tabakası ile kaplıymış gibi görünür ve âdeta yüzey bir zar gibi gerilmiştir. Suyun içerisine girmek veya dışına çıkmak isteyen yabancı bir maddenin bunu başarabilmesi için bu zarı delmesi yani yüzey gerilimini yenmesi gerekir. Bu suyun üzerine bir jilet yatay vaziyette yavaşça bırakılırsa jiletin ağırlığı yüzey gerilimini yenemediği için, çelikten yapıldığı hâlde jilet su üzerinde yüzer. Yüzey gerilimi, sıvıların yüzeyinin sıçrama brandası gibi davranmasını sağlayan bir prensiptir. Suda yaşamak üzere yaratılmış birçok böcek türü, bacak yapılarının da uygun inşa edilmesi sebebiyle, yüzey gerilim kaidesini kullanarak hayatını idame ettirir. Bunlara en güzel misâl su örümceğidir. Bu canlı, yüzey geriliminden dolayı oluşan zarın üzerinde yürüyerek hayatını sürdürür. Su üzerinde durmak için yüzey gerilim prensibi şarttır; ancak aynı zamanda suyun üzerine yapışıp kalmaması da gerekir. Bunun için de böceğin ayaklarının ucuna, balmumuna bulanmış kıllardan yapılmış birer palet takılmıştır (Şekil–2). Sani-i Mutlak bütün masnuatta olduğu gibi su örümceğini de ihtiyaçlarına göre donatmış ve pek çok hikmetinin yanında onun yaşaması için gerekli olan yüzey gerilim kuvvetini hâlketmiştir.

Kohezyon ve adhezyon kuvvetleri
Bir sıvının kendi molekülleri arasındaki -yani aynı tür moleküller arasındaki- çekim kuvvetine "kohezyon kuvveti"; farklı tür moleküller arasındaki çekim kuvvetine ise "adhezyon kuvveti" denir. Kohezyon ve adhezyon kuvvetleri, bir sıvının, bulunduğu ortamda nasıl davranacağını belirleyen sebeplerdir. Bir cam tüp içerisine cıva konulduğunda atomlar arasındaki kohezyon kuvveti, cıva ile cam kap arasındaki adhezyon kuvvetinden büyük olduğundan bu bölgede cıva aşağı doğru bir yay şeklini alır. Burada cıva, camla bağlantısını azaltma temayülündedir ve cam tüpü ıslatmaz. Bunun aksine tüp içerisine su konulursa, su ile hava arasındaki ara yüzey yukarı doğru yay şeklinde olur. Bunun sebebi, su ile cam arasındaki adhezyon kuvvetinin suyun kohezyon kuvvetinden büyük olmasıdır. Su, camda mümkün olan en büyük alana yayılma eğiliminde olduğundan camı ıslatır (Şekil–3).

Çay bardağı ile çay tabağı arasında ince bir su veya çay tabakası olduğunda, oluşan adhezyon kuvveti bardak ile tabağı birbirine yapıştırır. Adhezyon kuvveti, tabağın ağırlığından daha büyük olduğundan tabağın bardak ile birlikte hareket etmesine sebep olur. Kontakt lenslerin göz küresi üzerinde düşmeden durabilmesi yine adhezyon kuvveti sayesinde mümkün olmaktadır. Gözyaşı hem korneayı, hem de kontakt lensi kuvvetlice çekerek lensin göze yapışmasını sağlamaktadır.

Kılcallık tesiri
Düşey durumdaki ince bir boru içerisindeki sıvı, boru çeperleri tarafından çekilerek adhezyon kuvvetinin sıvı ağırlığı ile dengelendiği noktaya kadar yükseltilir. Bu hâdiseye kılcallık tesiri veya kapilarite denir. Dar borularda, adhezyon kuvveti yeterince büyükse, sıvı tabiî seyri içinde yükselir. İnce bir tüpün içinde, yukarıya çekilen sıvının ağırlığı az olacağı için, sıvı daha fazla yükselebildiği hâlde, tüpün iç çapı arttıkça, çekilen sıvı ağırlığının artması sebebiyle daha az yükselir. Bu sebeple kılcallık tesiri ile delik genişliği, yani sıvının yükselme miktarı ile tüpün genişliği ters orantılıdır.

Bir süngerin suyu çok iyi emmesinin sebebi, süngerde bulunan kılcal borular içinde suyun kolayca yükselmesidir. Benzer şekilde kâğıt peçete ve havluların içinde kılcal boşluklar bulunur. Peçete ıslak bir yüzey ile temas ettiğinde, kılcallık tesiri ile su, borucukların içine çekilerek yüzey kurulanmış olur. Çünkü peçetenin yapıldığı madde ile su arasındaki adhezyon kuvveti, su moleküllerinin kendi arasındaki kohezyon kuvvetinden daha fazladır. Kan tahlili için parmağımızın ucundan alınan kanın ince cam tüpe dolması da yine bu kaide çerçevesinde olmaktadır. Aynı zamanda gözde sürekli olarak salgılanan gözyaşının, burun boşluğuna açılan kılcal yapıdaki gözyaşı kanalları yardımıyla uzaklaştırılması da bu hikmetli kanunla sağlanmıştır.

Yine kılcallık tesiri ile suyun, toprak içerisinde nemli bölgelerden kuru bölgelere taşınması ve su moleküllerinin toprağa yayılması temin edilir. Aynı durum ağaçların beslenmesinde de çok hayatî bir hâdisedir. Ağaçların yapısındaki kılcal kanallar, ağacın kökünden en uçtaki dallarına kadar bütün gövdeyi sarar. Su molekülleri, bu kılcal kanalların köklerdeki uçlarından girerek, yer çekimine rağmen yapraklara ulaştırılır. Su tanecikleri ile dokular arasındaki adhezyon kuvvetleri bu kanallardan yukarıya çekilen suyun ağırlığını yense de, belirli bir yükseklikte çekim kuvvetleri ile ağırlık kuvveti birbirine eşit hâle gelir ve su molekülleri bu yükseklikten daha yukarılara çıkamaz. Bu ise ağacın boyunun uzayabileceği maksimum yüksekliği sınırlandırılmış olur. Kılcallık, ağaçtaki iç su basıncına, yaprak büyüklüğüne, fotosentez ve diğer faktörlere de tesir etmektedir. Bu sebeptendir ki ağacın yaprakları umumiyetle alt kısımlarda büyük, üst kısımlarda daha küçük olmaktadır (Şekil 4).

Suyun yüzey gerilimi, bilinen diğer sıvıların hemen hepsinden daha yüksektir ve bunun çok mühim biyolojik tesirleri vardır. Eğer suyun yüzey gerilimi diğer sıvıların çoğu gibi düşük seviyede olsaydı, kılcallık tesiri ile bitkilerin uç dallarına kadar su yükselemeyecek ve iri cüsseli bitkilerin yaşaması, fizyolojik olarak mümkün olmayacaktı. Hırs göstermeden bekleyen nebatat âleminin rızkını ayağına kadar getiren Rabb'imiz, hayata vesile olan suyu, koymuş olduğu bu hikmetli kaide vasıtasıyla emirber bir nefer kılmıştır.

Kılcallık tesiri ve yüzey gerilimindeki hikmet sebebiyle, insana birer hizmetkâr olarak yaratılmış bitkilerin, suyla hayat bulması mümkün kılınmıştır. Sadece bitkiler üzerindeki tesiriyle bile hayatın idamesi açısından elzem olan bu muhteşem kaidenin kör tabiatça veya şuursuz atomlarca gerçekleştirildiğini düşünmek divanelik olsa gerektir. Onlarca metre yükseklikteki ağaçların en uç yapraklarını bile kılcallık tesiriyle sulayarak nebatat âlemini insanlığın emrine sunan Zât, hem ağacı hem de onu besleyen kuvveti yaratan Alîm-i Mutlak'tır.

Sıvı damlaları neden küre şeklini alır?
Yüzeyi geniş olan cisimlerin yüzey gerilim kuvveti de fazla olacaktır. Birim uzunluk başına düşen yüzey gerilim kuvveti, birim alan başına düşen yüzey enerjisine eşit olduğundan yüzeyin geniş olması, yüzey üzerindeki enerjinin büyük olmasını gerektirir. Kâinattaki bütün maddeler en düşük enerji seviyesinde bulunma eğilimindedir. Bu sebeple ideal olan, cisimlerin yüzeylerinin en aza indirgenmesidir. Bilinen geometrik biçimli cisimlerin yüzey alanının hacimlerine oranları incelendiğinde en küçük oranın küreye ait olduğu görülür. Bu oranın küçük olması birim hacme düşen yüzey alanının en küçük olması mânâsına gelir. Eşit hacimli, kapalı cisimlerden yüzey alanı en küçük olanı da küredir. Hacimleri eşit olan küre ve küp şeklindeki iki karpuzun kabukları soyulduğunda, küre şeklindeki karpuzun kabuğu daha az çıkar. Yukarıda bahsedilen sebeplerden dolayı sıvılar, serbest kaldıkları ilk ortamda hemen küre şeklini alır ve yüzey alanları minimuma iner. Bundan dolayıdır ki; musluktan damlayan su taneciği, yere düşen yağmur damlası ve yaprakların üzerinde kalan su katresi küre şeklindedir (Şekil–5). Dünya'mız ve diğer gök cisimlerinin şeklinin küreye benzemesi de bu kaidedendir. Bu da; zerreden kürreye her nesnenin harekât, sekenât ve taazzuvatını plânlayıp sevk ve idare eden, her şeyi zât-ı kayyûmiyetiyle ayakta tutan Zât'a işaret etse gerek.

Yüzey gerilimine tesir eden faktörler
Sıcaklığın artması çoğu sıvının yüzey gerilimlerini doğru orantılı olarak azaltır. Bir sıvının sıcaklığı artarsa, taneciklerinin kinetik enerjileri de artar. Bu durumda tanecikler daha hızlı hareket etmeye başlar. Bu ise tanecikleri birbirlerine bağlayan çekim kuvvetlerinin zayıflamasına sebep olur. Çekim kuvvetlerinin azalmasından sıvının yüzeyindeki tanecikler de etkilendiği için yüzey gerilimi azalır. Suyun yüzey gerilimi sıcaklıkla azaldığı için temizlik sırasında sıcak su kullanılmasıyla ellerin ve çamaşırların daha iyi ıslanması sağlanır. Bu ise temizliğin daha iyi ve kısa sürede yapılmasını netice verir.

Benzer şekilde, sabun ve deterjan da suyun yüzey gerilimini azaltır. Küre şeklini almış su damlası üzerine küçük bir sabun köpüğü bırakıldığında su damlasının hemen yayıldığı görülür. Bu da bize sabun köpüğünün suyun yüzey gerilimini azalttığını gösterir.

Saf bir madde içerisinde bir başka madde çözünüyorsa, çözünen maddenin ve çözücünün yapısına bağlı olarak yüzey geriliminin değiştiği gözlenir. Mesela tuz, suyun yüzey gerilimini azaltır. Tuz, su tanecikleri arasındaki bağları zayıflattığından aralarındaki kohezyon kuvveti, dolayısıyla da yüzey gerilimi azalmış olur. Bu sebepten deniz dalgaları kıyıya vururken köpürür.

Bitkilerin ve hayvanların hayatında bu kadar önemli vazifeler gören yüzey gerilimi, akılsız ve şuursuz atomların ilmine verilebilir mi? Bu derece mükemmel işler, kendi kendine olabilir mi? Böyle bir prensip, canlıların bütün ihtiyaçlarını kolayca karşılayan, rızklarını zamanında ve ihtiyaçlarına göre veren bir Zat'ın lütfu değil midir? 
Devamını oku

Ali Kuşçu Kimdir?

Astronom ve kelâm âlimi olan Ali Kuşçu, 1403'te Semerkand'da doğdu. Türk ya da Fars olduğuna dair iddialar mevcuttur. Babası Muhammed, Timur İmparatorluğu Sultanı ve astronomu Uluğ Bey'in kuşçusu olduğu için ailesi "Kuşçu" lakabıyla meşhur oldu. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu, Bursalı Kadızâde Rûmî, Gıyâseddin Cemşîd ve Muînuddîn Kâşî’den matematik ve astronomi dersi aldı. Daha sonra bilgisini artırmak için Kirman'a gitti. Burada Hall-ü Eşkâl-i Kamer (Ay Safhalarının Açıklanması) adlı risale ile Şerh-i Tecrîd adlı eserini yazdı. Ali Kuşçu, Semerkand ve Kirman'da eğitimini tamamladıktan sonra Uluğ Bey'e yardımcı ve rasathanesine müdür oldu. 1449'da hacca gitmek istedi. Tebriz'de Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan kendisine büyük saygı gösterdi ve Osmanlı Devleti ile barış görüşmelerinde yardımını istedi. Ali Kuşçu, Uzun Hasan'ın sözcülüğünü yaptıktan sonra II. Mehmed'in davetiyle İstanbul'a geldi. Osmanlı - Akkoyunlu sınırında Fatih Sultan Mehmed'in emriyle büyük bir törenle karşılanan Ali Kuşçu, Ayasofya medresesine müderris oldu. 16 Aralık 1474 tarihinde İstanbul'da vefat etti.
Devamını oku

KANGAL KÖPEĞİNİN ÖZELLİKLERİ

KANGAL KÖPEKLERİNİN ÖZELLİĞİ
   KANGAL KÖPEKLERİ NASIL BİR IRKTIR ?
   Kangal köpek yavrusunun orjinal olduğunu nasıl anlarız?

   Safkan orjinal kangal köpek özellikleri nedir, nasıl anlaşılır maddeler halinde başlıca kangal özellikleri.

      Kangal köpeğinin koruma içgüdüsü:

   Kangal köpekleri diğer köpek ırkları gibi eğitime tabi olmayan doğuştan gelen ırkı özelliklere sahip hayvanlardır. Anadoluda yüzyıllarca insanlarla birlikte yaşamış onların sürülerini evlerini ve bulundukları alanları yırtıcı hayvanlardan ve dıştan gelebilecek tüm tehlikelere karşı korumuşlardır. Günümüzde kangal köpeklerinin önemi yeni anlaşılmaya başlanmış ve hak etti yere gelmiştir.

   Kangal köpeklerimiz için en büyük tehlikerin başında onların daha iri görünmesi adına farklı ırklarla çiftleştirilmesi ve ırkı vasıfların bu şekilde kaybolmasıdır.

   Kangal köpek sahibi olacak kişilerin öncelikle ırkı özelliklerine dikkat etmesi gerekmektedir. Her iri görünen köpek kangal değildir.Saf kangalın belli ırkı özellikleri vardır. Bunların başında onun üstün hisleri ve ırkı özellikleri gelmektedir. Görüntü olarak belli başlı özellikleri bulunmaktadır bunlar sırası ile.

   Kangal köpek kuyruk yapısı: Yukarı doğru dik olmakta ve kıvrımlı yani simit kuyruk dedimiz biçimdedir kuyruk ucunda kuyruk topu dediğimiz kıvrım bulunmaktadır.

kangal köpeklerinde kulak kesimi nasıl yapılır?
kangal köpeklerinin kafası büyükmü olmalı?
kangal köpeğinin kulağı nezaman kesilir?
Kangal köpeğinin kafa yapısı!
     Kafa alın siyah renkte, kulaklar kafaya yapışık ve üçgen biçimindedir, çene kuvvetlidir. (kangal köpeklerinde kulaklar kesilmekte ortalama beş yada altı aylıkken kesilir ve genelde kışa girerken yada ilkbahara denk getirilmetedir yazın sıcak olduğundan yara iyileşmez ve kurt düşebilir. Kulak kesmenin amacı kurtla boğuşma anında kulağından kaptırmasın diyedir. Egerki köpeğiniz koyun için alınmıyor bahçede yada alan koruması için alınıyorsa kulakları kesilmesine gerek yoktur. Özellikle Karadeniz bölgesinde aşırı yağış olmasından dolayı özellikle kulakların kesilmemesine dikkat edilmelidir.)

   Kangal köpeği vucut yapısı: Kangal köpeklerinin vucut yapısı kaslıdır ve kare  görünümlüdür. Genel olarak vucut rengi bozdan çelik grisine dönmektedir ancak kırçıl ve çapar dedimiz çeşitli renkleride bulunmaktadır. Göğüste madalyon ve ayaklarda beyaz çorabı andıran renk bulunmaktadır. Yine arka ayaklarda kurt pençesi dedimiz yada altı parmak denilen fazladan olan bir yada daha fazla tırnak buluna bilmektedir, bu kangallarda olduğu gibi av köpeklerinde ve sokak köpeklerinde bile bulunmaktadır onun için arka ayaktaki tırnak sayısı kangalın belirleyici özelliklerinden değildir. Bu şekilde ayırım yanılgıya sebep olabilmektedir.

   KANGAL KÖPEKLERİNİN İNSANLARA KARŞI DAVRANIŞLARI
   Kangal köpeği kadın ve çocuklara karşı nasıldır?
   Kangal köpekleri saldırganmıdır?

   Kangal köpekleri insanlara karşı özellikle sahibine çocuk ve kadınlara karşı oldukça uysaldır. Sahibinin ne zaman kızabilceğini nezaman sevdiğini anlayacak içgüdüye sahiptir. Yabancılara karşı bulunduğu alanı koruması bakımından ağrasif yapıya sahiptir ancak sahibi yanında iken sesini çıkarmayan tehlikenin kimden ve nezaman geleceğini önceden sezecek iç güdüye sahiptirler. Bulunduğu alanı çok iyi korumaktadır, diğer köpek ırkları ğibi öldürmek için saldırmaz etkisiz hale getirdiğinde başında bekleyerek sahibinin gelmesini bekler.

   KANGAL KÖPEKLERİNDE ÇİFTLEŞME

   Kangal köpekleri dişiler yılda iki kez çifleşme dönemine girerler (kızan dönemi) Erkek kangallar ise heran çiftleşmek için hazırdırlar. Kangal köpekleri kardeşler arasında çiftleşmez onların belirgin özellikleri arasındadır.

   KANGAL KÖPEKLERİNDE BESLENME
   Kangal köpekleri ne yer?
   Kangal köpeklerine arpa unu, yal yapımı!
   Kangal köpekleri bakımı zormudur?

   Kangal köpekleri etobur hayvanlardır kemik ve et yiyerek beslenirler ancak yal (arpa unundan yapılan kangal köpek yemi) dediğimiz yiyecekler ve ekmek vb. yiyerekte beslenebilirler. Yetişkin bir kangal günde bir öğün yiyerek beslenebilir iri ırk olmasına karşın tüketimleri okadar fazla değildir. Bakımı kolaydır.
Devamını oku

ATLARIN YAŞAM DÖNGÜSÜ

ATLAR

Evcil atın kökenini przewalski ve tarpan adı verilen yabani atlar teşkil eder. Przewalski: Yabani moğol atı.
Cidago (bel yüksekliği) 130 cm. İri başlı, iri kemikli, kalın boyunlu, kuvvetli, kırmızımtırak esmer renkli. Soğuk kanlı at ırklarının atasıdır.
Tarpan: Cidago 130 cm. İnce yapılıdır. Donu (rengi) sincabi. Sıcakkanlı at ırklarının atasıdır. Atın Evciltilmesi At, milattan önce 3000'li yıllarda evciltilmiştir. İlk olarak Et ve sütünden yararlanılmıştır. Sırayla iş hayvanı, harp hayvanı olmuş, günümüzde de zevk ve spor için yetiştirilmektedir.

At Irkları


Dünyada 170 adet at ırkı vardır. Soğuk kaniı at ırkları: Genel olarak iri ve ağır vücutlu, kasları fazla gelişmiş, sakin ve ağır hareketli atlardır. Çeki güçleri iyidir. Sıcak kanlı atlara göre erken gelişirler. Soğuk iklim hayvanıdırlar. Örnek: İngiliz atı Sıcak kanlı at ırkları: Daha ufak yapılı ve hafiftirler. Hareketlidirler. Soğuk kanlılara göre geç gelişirler. Sıcak iklim hayvanıdırlar. Örnek: Arap atı

Arap atı

Cidago yüksekliği: 145-155 cm.

Don: En çok AL, KIR, DORU görülmekte. Ender olarak YAĞIZ don mevcut.

Yürüyüş: Adi yürüyüşte dar adım atar. Tırıs ve dörtnalda alçak adım.

Kullanıldığı yerler: Çeki, binek, yarış.

Özellikleri: Sağlam görünüşlü, canlı, yüksek kalıtsal güçlüdür. Dayanıklıdır. 3-4 ay boyunca günde 70-80 km. yol alabilir.

Gelişim: 3 yaşında gelişmesini tamamlar. Damızlık yaşı 4' tür.


Üreme özellikleri:

Erkeklerde doğum ağırlığı 44-47 kg
Dişilerde doğum ağırlığı 42-45 kg
Yavruların yaşama oranı %94-95
Gebelik süresi 334-342 gün
Ergin aygır ağırlığı 470-500 kg
Ergin kısrak ağırlığı 450-480 kg


İngiliz atı

Kombine melezleme yöntemi ile hız yönünde ıslah yapılarak 250-300 yılda oluşturulmuştur. Türkiye'de ilk defa İstanbul Veli Efendi Çayırında 1922'de koşmuştur.

Cidago yüksekliği: 165-170 cm.

Don: En çok AL, DORU görülmekte. Ender olarak KIR, YAĞIZ don mevcut.

Kullanıldığı yerler: Yarış atıdır. Hız özelliğinin kalıtım derecesi (h2) 0,35'tir.

Özellikleri: Adaptasyon yeteneği yüksektir. Kısa mesafeyi çok hızlı koşar.

Gelişim: Damızlık yaşı 4' tür.

Üreme özellikleri:

Doğum ağırlığı :40-45 kg
Östrüs (kızgınlık) siklusu :23-24 gün
Östrüs (kızgınlık) süresi :5-7 gün
Gebelik süresi :330-340 gün

Hafflinger atı

Cidago yüksekliği: 130-140 cm. Don: Sadece AKKANAT Kullanıldığı yerler: İş ve çeki atı.

Özellikleri: İyi huylu, sağlam görünüşlü, sakin mizaçlı, kanaatkar, zayıf meraları iyi değerlendirebilen, kaba yem seven, hastalıklara mukavim, veteriner ve ilaç masrafı olmayan, güçlü, yüksek döl ve süt verimli.
Çocukları çok sever.

Gelişim: Damızlık yaşı 4* tür. Erkeklerde ağırlık: 440 kg Dişilerde ağırlık: 433 kg

Yerli at tipleri

1-Anadolu tipleri
2-Çukurova tipi
3-Uzunyayla atı
4-Midilliler ve diğer yöresel tipler

Türkiye'de bulunan diğer at ırkları

1-İrlanda atı: Sıçrama (konkur) atıdır. Cidago 160-165 cm.
2-Anglo-Arap: Cidago 160 cm. (koyu, özellikle doru don)
3-Hanofer: Cidago 153-170 (Koyu don) Eğitime yatkın, sıcak kanlı
4-Holstein: Almanya. 153-162 cm. Konkur atı.
5- Akhal-Teke: Türkmenistan 142-152 cm. Mükemmel yürüyüştü, dayanıklı, eğitilir ancak inatçıdır. Kötü huyludur.
6-Kabardin: Kuzey Kafkasya. Dağ ırkıdır. Binek yüksekliği 142-151 cm.

ATLARDA BESLEME

Gebelik, Gebeliğin son 90 günü yapılacak besleme çok önemlidir.
Bu aşamada kaba yem miktarı azaltılıp (ot, saman vs.); kesif yem miktarı (yulaf, mısır, küspe vs.) arttırılmalıdır.

Enerji İhtiyacı

9. ay: Yaşama payı enerji ihtiyacı x 1.11
10. ay: Yaşama payı enerji ihtiyacı x 1.13
11. ay: Yaşama payı enerji ihtiyacı x 1.20

*Yaşama payı enerji ihtiyacı: Hayvanın hayatını sürdürebilmesi için gerekli, en düşük düzey enerji ihtiyacı.
Laktasyon: Ortalama 5 ay sürer. İhtiyaç, yaşama payı enerji ihtiyacı+ 792 kCai'dir. Günlük süt verimi 10-20 kg. arası değişir.
Laktasyon: Hayvanın süt verdiği dönem. Su ihtiyacı Normal bir atın günlük su ihtiyacı 19-45 litredir.

ATLARDA BAKIM

Taylarda büyüme ikiye ayrılır: a-Doğum öncesi b-Doğum sonrası Doğum öncesi büyüme:
Anasal çevre de denir. Tayların doğum ağırlığına etki eden genetik ve çevresel faktörler şunlardır:

1-Atın ırkı
2- Kısrağın (ananın) beden yapısı
3- Aygırın (babanın) beden yapısı
4- Tayın cinsiyeti
5- Kısrağın yaşı
6- Gebelik süresi
7- Kısrağın beslenmesi

Doğum sonrası büyüme:

Tay: Doğumdan 3 yaş sonuna kadarki atlara denir.
Taylık dönemi 3'e ayrılır:

1-Süt tayı
2- Bir yaşlı tay
3- İki yaşlı
4- Üç yaşlı



SÜT TAYI

Tay, doğumdan sonra ilk 24 saat ağırlığının 1/10'u kadar ağız sütü içer.
* Ağız sütü: Doğumdan sonra memeden akan, bağışıklık maddelerince çok zengin ve yavrunun yaşaması için çok önemli süt (bu süt doğumdan itibaren 3 gün boyunca salgılanır. İçerisindeki bağışıklık maddeleri gitgide azalır.)

Tayın ilk dönemki bakımında en önemli konular (eğer başka kaynaktan süt verme mecburiyeti varsa) sütün vücut sıcaklığında olması ve tayın yalnız bırakılmamasıdır.(Anası ölmüş taylarda önemli)
Taylar 12 aylıkken ergin yaş ağırlığının %75 'ine ve ergin yaş sırt (cidago) yüksekliğinin %90 'ma ulaşırlar.
Bu sebeple iyi beslenmelidirler. 4 'üncü haftadan sonra ananın sütü yetmemeye başlar. Bu aşamada tay büyütme yemleri verilmelidir.
Yulaf tek başına verildiğinde kavuzlu olduğu için midede topaklaşmaz.
Süt döneminde taylar için yulaf tek başına önerilmez. İçeriğinde protein ve mineral madde eksiktir. 2 aydan fazla yonca verilirse böbrek taşı yapabilir. Ayrıca yonca atların %2-3 'ünde alerji yapar.

ATLARDA ÜREME

Gebelik süresi: 11 ay Kızgınlık dönemi: İlkbahar
Kızgınlık: Dişi memelilerin yumurta ürettikleri, çiftleştirildiklerinde gebe kalmaya müsait oldukları dönem.
Kızgınlık süresi uzunluğu: 2 - 2,5 gün
İki kızgınlık arası süre: 15 -17 gün
Östrüs döngüsü süresi (1. östrüsun başından, 2. östrüsun başına): 29 gün
Östrüs döngüsü: Dişi memeli hayvanın, fertil (döllenebilir) yumurta ürettiği fizyolojik durum.

Kısrakta östrüs belirtileri:

1- Hayvan sık sık idrar çıkarır.
2- Sükunetini kaybeder. Sebepsiz kişner.
3- Çalışan kısraklar çabuk yorulur.
4- Dış etkilere duyarlıdır. Dokunulduğu zaman gıdıklanır.
5- Vajina ağzını açıp kapatır.
6- Diğer kısraklara sokulur. Onlara ilgi gösterir.
7- Aygır yaklaştığı zaman kuyruğunu kaldırır.
8- Vajinadan mukoz bir sıvı akar.
9- Vajina ağzı şişmiş, kızarmış, gevşek bir yapıdadır.



YÜRÜYÜŞ ve KOŞMA ŞEKİLLERİ

Atlarda yürüyüş ve koşma şekillerini bilmenin yararları:

1- İdman pisti zemininin dikkate alınmasını
2- İdman süresinin dengeli şekilde tespit edilmesini
3- Ayak hastalıklarının iyileşme süresinin kısa sürmesini
4- Ayak hastalıklarının tekrar ortaya çıkmamasını sağlar.

Atlarda yürüyüş ve koşma şekilleri şunlardır:

1-Ağır adi yürüyüş: Önce arka ayak, ardından öndeki çaprazı; diğer arka ayak ve öndeki çaprazı atılır. Üç ayak hep yere basar.
2- Süratli adi yürüyüş: Ağır adi yürüyüşün süratlisîdîr.
3- Tırıs koşma: Bacakların hareket sırası çaprazdır. İki ayak hep yerde kalır.
4- Dörtnal koşma: Hep aynı art ayak ilk basar. İlk basma sesinden sonra üç hızlı basma sesi duyulur.
5- Rahvan koşma: Daha çok eşeklerde görülür. Hızlı yürüyüştür. Ayaklar çapraz değil art-arda atılır. İki ayak sürekli yerdedir. Biniciyi yormaz. Spor sayılmaz.

Yürüyüş Kusurları:

1-Topuk çalma:Atın yürürken ileri attığı ayağı ile yere basan bacağına vurmasına denir.
Topuk çalma nedenleri: Bacak kusurları, tırnak kusurları, yanlış tırnak kesimi, yanlış nallama, atın zayıf - yorgun olması, binicinin hatalı oturması, hatalı dizgin kullanılması.

2- Yetiştirme: Arka ayak nalının ön kısmı ile ön bacağa vurmaktır.

3- Süreme: Atın ayağını yere sürtmesidir.
Devamını oku
Sade TürkçeBlogger·Teması Temanın Tasarımcısı